
İnteraktif hikâye
Gizemli Rüya
melekburdurluu@melekburdurluu- Puan
- 4,2(14 değerlendirme)
- Okunma
- 14 bin
- Son
- 18
- Dil
- Türkçe
Yazarın kaleminden çıkmış, 18 sonlu dallanan bir hikâye.
Hikâye hakkında
Hikâye, aile yadigarı bir köşkte tek başına yaşayan bir adamın başından geçmektedir. Adam gece bir sese uyanır ve bu sesin kaynağına ulaşmaya çalışır. Gerçekliğin sürekli sorguladığı, paranoyakça bir hikâye.
Gizemli Rüya
İlk sayfayı oku
Hikâye böyle başlıyor. İlk seçim senin.
Bazen düşünmeden edemiyordu.
Sahiden de meslek seçimi genetik olabilir miydi?
Sonuçta büyükbabası, babası ve babasının anlattığına göre büyükbabasının babası da bu mesleği icra etmişti.
Çocukluğundan beri düşünmeyi, sorgulamayı severdi. Büyüyünce azalsaydı ne vardı! Tam tersine daha da artmıştı sorgulama isteği.
Gerçi bu özelliği meslek hayatında çok iyi yerlere gelmesine ve adının duyulmasına neden olmuştu. Lakin bazen hiç düşünmemek ve öylesine yaşamayı o kadar çok isterdi ki.
...
Evet, ortadaki gerçek yadsınamazdı. Yıllarını verdiği bu mesleğe babasının ısrarıyla atılmıştı. Eğer ona sorsalardı bir müzisyen ya da yazar olmayı isterdi. Ama o günlerde sanatçıların hali ortadaydı.
Ve her aile gibi evlatlarının kısa sürede iş hayatına atılmasını istemişlerdi. Her ne kadar o zamanlar babasına kızmış olsa da yaşı ilerledikçe isabetli bir meslek seçimi olduğunun farkına varmıştı.
Eğitim süreci boyunca öğrendiklerini genç psikolog adaylarına rehber olması için kaleme de almıştı. Yani çocukluk hayalini gerçekleştirmek de nasip olmuştu.
...
Düşünceler içinde boğulurken onu gerçek hayata döndüren ve kalbinin küt küt atmasına neden olan ses de neyin nesiydi? Kendi kendine söylenmeye başladı.
''Yine saçmalıyorsun, iyice bunadın artık!''
Bilmem kaç kuşağın izlerini taşıyan bu aile yadigârı köşkün nasırlaşmış duvarındaki neredeyse köşkle yaşıt eski guguklu saatine en son baktığında saat gece yarısına on iki vardı. Son zamanlarda geceleri sürekli uyanıyordu.
Bir anda vücudundaki tüm tüylerin isyana başlamasına neden olan ikinci ses yatak odasının kapısından mı gelmişti? Ya da ona mı öyle gelmişti acaba.
Bir an emin olamadı ve yatağından doğrulup etrafa bakmayı denedi. Gözlerinin karanlığa alışması birkaç dakikasını aldı. Odada kendisinden başkası yok gibi duruyordu. Yine kendi kendine söylenmeye başladı.
Ne vardı herkes gibi bir apartmanda yaşasan İbrahim.
Evet, ismi İbrahim'di. Şu an adını tam hatırlayamadığı bir savaşta şehit düşen, sülalesinin gurur kaynağı büyük büyük babasının ismi olan İbrahim. En azından çocukken babası öyle anlatmıştı.
Her neyse...
Mesleği gereği hasımlısının olması muhtemeldi. İşi gereği hayatın kara yüzünü görmüş insanlarla tanışıyordu. Belki de mesleğe başladığı ilk yıllarında azarladığı psikoz hastasıydı ya da istediği ilacı yazmadığı için kavga çıkaran genç bir hastası da olabilirdi.
Düşündükçe aklına daha kötü anılarının gelmesi hiç de hoşuna gitmemişti. Sanırım genç meslektaşını ziyaret etmesinin vakti gelmiş de geçiyordu bile. Yarın, tabi ki de sağ çıkabilirse, arkadaşından randevu alacağını aklının bir köşesine not aldı.
Duvardaki dededen kalma guguklu saatin sesi ortamın daha da gerilmesine neden oluyordu. Evde kendisinden başka birisinin olmasına imkân yoktu. Her gün koskoca konağı temizlemeye ve yemeğini yapmaya gelen oldukça konuşkan, sevimli ihtiyar kadın işi biter bitmez gider, akşamları yatıya kalmazdı asla.
‘''Gecenin bu saatinde olacak iş değil ''
Bu duruma bir hal çare bulmalıydı.
''Ama nasıl?''
Ya kaskatı bedenini yataktan kaldırıp büyük ihtimalle salondaki çalışma masasının üzerinde bıraktığı cep telefonunu alıp yardım isteyecekti ya da ilk kabusundan uyanan çocuk gibi yorganı üzerine çekip sabah ışıklarının odayı aydınlatmasını bekleyecekti. Seçim onundu.







