
İnteraktif hikâye
Kocamın Katili
Murat Yürer@muratyurer- Puan
- 3,8(32 değerlendirme)
- Okunma
- 17 bin
- Son
- 8
- Dil
- Türkçe
Yazarın kaleminden çıkmış, 8 sonlu dallanan bir hikâye.
Hikâye hakkında
Kocası öldürülen bir kadın cinayeti çözmesi için Dedektif Kerim Sezgin'in kapısını çalar. Dedektif Kerim doğru kararları vererek olayı çözüme kavuşturabilecek mi?
Kocamın Katili
İlk sayfayı oku
Hikâye böyle başlıyor. İlk seçim senin.
Ben Kerim Sezgin… Eski polis, yeni dedektif… Romanlarda okuyup, filmlerde izlediğiniz gibi kahraman bir polis olamadım hiçbir zaman. Pek çalışkan ve disiplinli olduğum da söylenemez ama tuttuğunu koparacak kadar inatçıyımdır. Alkol ve kadınlara her zaman düşkündüm. Zaten beni mesleğimden koparan da bu düşkünlüklerim olmuştu. Alkollü olduğum bir gece sarışın bir bombanın isteği üzerine düşünmeden Emniyet Müdürü’nün odasının camını kurşunlamasaydım belki de hala kahraman bir polis olmaya çabalayabilirdim. O olayın tek iyi yanı sarışın bomba ile geçirdiğim muhteşem gece diyebilirim. Dediğim gibi alkol ve kadın düşkünlüğüm hayatımı hep değiştirdi, tıpkı bugünkü gibi.
Ofisimde akşamdan kalmalığın keyfini sürerken kapı çaldı. Sandalyemde doğrularak kapıya doğru eğildim. Buzlu camın ardındaki biçimli vücudu fark etmemek imkânsızdı. Hızlı adımlarla kapıya yöneldim, bunu yaparken bir yandan da üstüme başıma çekidüzen vermeyi ihmal etmemiştim.
Kapıyı açtığımda karşımda kırklı yaşlarına yeni girmiş, kan kırmızısı dar elbisesi bütün vücudunu saran bir afet-i devran vardı. Vücudunu baştan aşağı süzerken geçen sürede oluşan sessizliği,
“Kerim Sezgin siz misiniz?” diyen ince ve şuh ses bozmuştu.
“Eee… Evet, benim,” diye kekeledim elimde olmadan. Kırmızılı kadının ses tonundan etkilenmeyecek erkek yoktur sanıyorum.
“Sizi tutmak istiyorum,” dedi emir veren bir tonda ve adımını ardına kadar açık olan kapıdan içeri attı.
Bir oda, bir mutfak ve bir banyodan ibaret olan küçük ofisimde çalışma masamı bulmak o kadar da zor olmasa gerekti. Çalışma masamın önündeki tekli koltuğa ilerlerken dolgun kalçalarına bakmaktan kendimi alamamıştım. Kalçaların salınımıyla aynı ahenkle çıkan topuklu ayakkabı sesleri insanı hipnotize etmeye yeterdi. Hiçbir izne gerek duymadan tekli koltuğa oturdu.
Birkaç saniye daha kapının yanında dikildikten sonra kendime geldim. Hızlı adımlarla masamın başına geçtim. Kendimden emin bir ses tonuyla,
“Beni ne için tutmak istemiştiniz hanımefendi?” dedim.
“Ece, Ece Kurtulan… Bana Ece diyebilirsin.”
“Peki Ece. Beni neden tutmak istemiştin?”
“Dün gece kocam öldürüldü.”
Bir an ne diyeceğimi, nasıl davranacağımı bilemedim. Acısını dindirmek için teskin edici cümleler söylemeyi düşündüm bir an için fakat dün gece kocası öldürülen bir kadın için çok soğukkanlı olduğu gözümden kaçmamıştı.
“Bu cinayet davasıyla polis ilgileniyor olmalı. Beni genelde çapkın kocalarını takip ettiren eşler veya evden kaçan çocuklarını bulmak isteyen anne babalar tutar. Katili yakalamak polisin görevidir.”
“Biliyorum,” derken çantasından altın sarısı bir sigaralık çıkardı. Sigarasını ağzına götürürken masanın bir köşesinde duran çakmağa uzanıp sigarasını yaktım. İlk dumanı havaya üflerken sözlerine devam etti.
Biliyorum Kerim. Seni ne için tuttuklarını biliyorum. Polis cinayetle ilgileniyor. Katilin kim olduğu da zerre umurumda değil çünkü katilin kim olduğunu biliyorum. Seni tutma sebebim, öldürülmeden önce kocamın yanında taşıdığı içinde bir milyon dolar olan çanta.”
Bir milyon dolar mı? Bu kadar büyük bir para için öldürülen insanın çok da kanuni işler peşinde olduğunu sanmıyordum ve dün gece kocası öldürülen bir kadın hiç vakit kaybetmeden, eşinin yanındaki bir milyon doları peşine düşmüştü. Biraz tırsmakla beraber olayın detaylarını da merak ediyordum. Kırmızılı kadının neler bildiğini öğrenmek için biraz dolambaçlı yollardan gidecektim.
“Öldürüldüğünde çanta kocanızın yanındaysa polis delil olarak el koymuştur çantaya. Cinayet davası bitiminde de size teslim ederler zaten.”
Sigarasından derin bir nefes daha çekip, yavaşça havaya üfledi.
“Maalesef Kerim. Öldürüldüğünde çanta yanında değildi. Senden kocamın öldürülmeden önce nerelere gittiğini bulmanı ve başkalarından önce çantayı ele geçirmeni istiyorum. Eğer bunu başarabilirsen çantadaki iki yüz elli bin dolar senin olur.”
Şaşkın gözlerle ona baktığımı görünce şuh bir kahkaha attı. Kahkahası bittikten sonra konuşmaya başladı.
“Sen beni ve kocamı tanıyamadın herhalde. Öldürülen kocam Kurtulan Holding'in sahibi, Türkiye'nin sayılı zenginlerinden Ahmet Kurtulan... Onun için milyon dolarlar çerez parası.”
Kurtulan Holding ismini tabii ki duymuştum. Enerji, telekomünikasyon, inşaatlar, devlet ihaleleri... Birkaç alanda faaliyet gösterdiğini biliyordum ve ne kadar zengin olduklarını da.
Temkinli durduğumu fark ettiğinde yüzündeki gülümseme kaybolmuş, yerini ciddi bir tavır almıştı. Sigarasından son kez derin bir nefes alıp havaya üfledi. Sigarasını söndürdükten sonra bana doğru eğildi. Sigara kokusuna karışan parfümünün kokusunu alabiliyordum.
“Şimdi beni iyi dinle Kerim. Dediğim gibi kocamı kimin öldürdüğünü merak etmiyorum. Çünkü biliyorum. Kocamı ben öldürdüm. Benim tek merak ettiğim şey para dolu çantanın nerede olduğu. Senden o çantayı bulmanı istiyorum. Eğer teklifimi kabul edersen sana her şeyi bütün detaylarıyla anlatacağım.”
Şaşkınlıkla yüzüne bakakalmıştım. Onun kocasını öldüreceğini aklımın ucundan bile geçirmezdim. Bu ince, narin bedenin içinde soğukkanlı bir katilin ruhu gizliydi demek. Karar vermeden önce kararımın artılarını ve eksilerini düşünmeliydim.
Bir katille iş birliği yapmak kanunen suçtu. Eski bir polis olarak kanuna karşı gelmeyi aklımdan bile geçirmemem gerekir. Bir şekilde onu burada oyalayıp polise ihbar edebilirdim. Geri kalanını zaten polisler ve savcılar hallederdi. Bu katil kadın da suçunun cezasını çekmiş olurdu.
Diğer yandan iki yüz elli bin dolar çok iyi bir paraydı. Hele ki benim gibi uçan kuşa bile borcu olan biri için. Bu parayla borçlarımı tamamen kapatıp, yeni bir hayata sıfırdan başlayabilirdim. Hatta bu köhne daireden çıkıp gerçek bir ofise bile taşınabilirdim. Ama bu kadına güvenebilir miydim? Bir milyon dolar için kocasını öldürüp, soğukkanlılıkla bunu bana anlatan biri beni ortadan kaldırmak için tereddüt bile etmezdi. İki yüz elli bin dolar için bu riske değer miydi?
Ne yapmalıydım?







