İçeriğe geç
Kaçış Yok!

İnteraktif hikâye

Kaçış Yok!

Özer Önder@ozeronder86
Puan
3,5(54 değerlendirme)
Okunma
16 bin
Son
6
Dil
Türkçe

Yazarın kaleminden çıkmış, 6 sonlu dallanan bir hikâye.

Hikâye hakkında

Ankara sokaklarında dilencilik yaparak geçimini sağlayan Adem, bir gün sokakta takım elbiseli bir adamla karşılaşır.

Kaçış Yok!

İlk sayfayı oku

Hikâye böyle başlıyor. İlk seçim senin.

Atatürk Bulvarı, bu sıcak öğlen saatinde her zamanki gibi canlı ve davetkardı. Çocuklar, delikanlılar, yaşlı kadınlar ve beyler, güneşin parlak ışığından ve insanı ne terleten ne de üşüten o muhteşem bahar havasından kendilerine düşen payı alabilmek için sokağa çıkmışlardı. Devlet dairelerinden, okul ve dershanelerden dışarı fışkıran kalabalık, Kızılay Meydanını alabildiğine doldurmuştu. Kalabalık, tıpkı bir karınca sürüsü gibi organize, nereye gittiğinden emin bir halde, biraz da otomatiğe bağlamış gibi restoranlara girip çıkıyor, kısa süreli molalarında ihtiyaç duydukları kıyafetleri, mesai saati sonrasında satın almak üzere deniyorlardı.

Tüm bu kalabalığın ortasında Adem hırpani görünümü, mevsimsel sıcakla tezat oluşturan yamalı gri – kahverengi – yeşil paltosu, dağınık saçları, kirli ve nasırlı elleri, patlak pabuçları, rengi atmış blue – jeani ile rahatlıkla fark edilebiliyordu. Hayatı bir gecede değişmiş, çok sevdiği öğretmenlik mesleğinden tek bir imza ile atılmıştı. Belirgin bir suçu olmamasına rağmen, sicilinin ve benliğinin en derin katmanlarına işlenen bu imza sebebiyle artık kimse ona iş vermiyordu.

Adem, gündelik telaşın koşuşturmacası içerisinde önünden geçip giden kalabalıktan tek bir şey istiyordu; yiyecek bir şeyler. Kalabalıktan bir kişiyi seçiyor ve eski mesleğinin en büyük hazinesi olan kibarlığıyla “Rica etsem bana bir simit alabilir misiniz?” diye soruyordu.

Takım elbiseli adam, Sıhhiye yönüne doğru yürürken karşısına çıkan bu hırpani kılıklı kibar adamın tezatlığına bir an şaşırdıktan sonra “Çekil, çekil. Hiç uğraşamam seninle.” diyerek yoluna devam etti. Adem yarım kalan cümlesi ve yarı açık kalan dudakları ile kendisini tersleyen adama dik dik bakmaya başlamıştı. Onu bir yerlerden anımsıyordu.

Takım elbiseli adam bir süre yürüdükten sonra Atatürk Bulvarı üzerindeki McDonalds’ın bulvara bakan dondurma reyonunun önünde durdu, cüzdanını çıkardı ve bir külah dondurma satın aldı. Adem iç dünyasında gizem yaratan bu takım elbiseli adamı, kalabalığın kamuflajından da faydalanarak takibe aldı.

Takım elbiseli adam bir yandan dondurmasını iştahla yiyor, öte yandan etrafını seyrederek Sıhhiye yönüne doğru sakin adımlarla yürüyordu. Sigara almak için bir büfenin önünde durdu. Cüzdanını çıkardı, parayı uzattı ve karşılığında bir paket Marlboro satın aldı. Cüzdanını cebine koyacağı sırada uzun boylu, sakallı biri ona çarptı. Takım elbiseli adam cüzdanını arka cebine koyacağı sırada çarpışma meydana geldiği için cüzdanının yere düştüğünü fark etmedi bile. “Dikkat etsene kardeşim, yavaş.”

Adem bir yandan tanıdığını sandığı bu garip adama bakıyor, bir yandan da yerde duran cüzdanı alıp almamak konusunda tereddüt yaşıyordu.

Seçimin seni bekliyor

"" seçeneğinin seni nereye götüreceğini görmek için uStory uygulamasından devam et. Hikâye orada seni bekliyor.

Bunları da sevebilirsin