İçeriğe geç
Sayın Yetkili, Puanım Kaç?

İnteraktif hikâye

Sayın Yetkili, Puanım Kaç?

yagmurkoksal@yagmurkoksal
Puan
4,8(84 değerlendirme)
Okunma
11 bin
Son
14
Dil
Türkçe

Yazarın kaleminden çıkmış, 14 sonlu dallanan bir hikâye.

Hikâye hakkında

Yıllar sonra ülke nüfusları kontrolden çıktığında devletler ne kurallar getirecek kim bilebilir ki? Asya ve Furkan'ın ebeveyn olma yolundaki gidişatlarına siz karar verecek, onlar otoritenin baskıcı kurallarıyla savaşırken siz korumaya çalışacaksınız...

Sayın Yetkili, Puanım Kaç?

İlk sayfayı oku

Hikâye böyle başlıyor. İlk seçim senin.

O gün hiç hissetmediği kadar mutlu uyandı. Ne çocukluğunu devlet himayesinde geçirdiği yıllarda ne üniversitede işletme okurken ne de sonunda bir iş bulabildiğinde böyle özgüvenli hissetmişti. Başını yastıkta sağa çevirdiğinde eşi Asya'nın da aynı mutluluğu paylaştığını fark etti. Onun gözlerindeki neşeyi görmek bir ömre bedeldi Furkan için. Maddi zorluk çektikleri bunca yılın sonunda, sınava girecek parayı nihayet toplamışlardı. Bir çocuğa sahip olmak ikisinin de her zaman istediği bir şeydi, uzun zamandır bunun için çalışıyorlardı. Devletin nüfusu kontrol altında tutmak için sınav yapmasını anlıyorlardı, bu uygulamayı destekliyorlardı da. Onlara saçmalık gelen şey, ayrıca insaniyet puanının da hesaplanmasıydı. Üstelik sınav da çantada keklik değildi. Onlar kadar iyi niyetli, aydın insanlar için bile zorlayıcı olabilecek felsefe, matematik, fen, ahlak gibi daha bir sürü çeşitli konudan sorular, sözel olarak canlı canlı sorulmuştu. Neyse ki en kompleks kısım olan ebeveynlik ve çocuk bakımı soruları onlara zorlayıcı gelmemişti. Bu hayali uzun süredir taşıyorlardı, iyi hazırlanmışlardı. Sınav çıkışında hemen sonucu öğrenebilecek olmaları da onlar için adeta bir nimetti, bu gizeme daha fazla dayanabileceklerini sanmıyorlardı. Kapının eşiğine ulaştıklarında Furkan, Asya'nın elini sıkıca tuttu ve beraber "Sonucu Göster" ekranına tıkladılar. Yeni kızlarının ismi ekranda belirdiğinde çığlık çığlığa birbirlerine sarıldılar:

CEYLA.

Sonunda sakinleştiklerinde bir denetimci açık mavi üniformasıyla onlara yaklaştı:

-Tebrikler! Hayat size hep yüksek insaniyet puanlı, Ceyla'nın devamlı yanınızda olacağı bir yaşam nasip etsin!

Kadın ne kadar iyi dileklerde bulunsa da robotik sesi yüzünden ikisinin de içi ürpermişti. Asya çekinerek sordu:

-Şu anki insaniyet puanımız nedir sayın denetimci? Tam olarak nasıl işleyecek bu düzen?

Denetimci zorunluymuşçasına güldü:

-Ahahah Asya Hanım, meraklı olduğunuzdan söz edilmişti. İkinizin de şu zamana kadar yaşadığınız yaşam incelendi ve maddi geliriniz ölçüldü. Furkan beyin de devlet gözetiminden çıkması oldukça faydalı oldu. Ne yazık ki geliriniz biraz düşük, çocuk yetiştirmek biliyorsunuz hiç ucuz değil. Şu anda insaniyet sınırının sadece yüz puan üzerindesiniz, kötü bir davranışta bulunursanız ya da Ceyla'ya düzgün bir yaşam ortamı sağlayamazsanız yüce devletimiz onu daha iyi bir birey olarak yetiştirmek üzere konuk edecek. Eğer tekrardan yeterli puanı toplarsanız bir ay içinde çocuğunuz size geri teslim edilecek. 18 yaşında kadar bu süreç böyle devam edecek. Sonrasında Ceyla zaten yetişkin bir birey sayılacak bildiğiniz üzere.

Hem Furkan’ın hem Asya'nın sanki kanı çekilmişti. İkisi de yasaların böyle olduğunu biliyordu ama daha yüksek bir puanla başlamayı bekliyorlardı. Sistemin maddiyata bu kadar bakması hiç mi hiç adil değildi.

-Hala Ceyla'yı istiyorsanız sizden örnek almalıyım, böylece laboratuvar ortamında Ceyla'yı yaratmaya başlayabiliriz. Hızlandırılmış teslimat isterseniz dört ayda, sıradan üretim isterseniz size sekiz ayda çocuğunuzu teslim edeceğiz.

Asya ve Furkan birbirine baktı, ikisinin de gözlerinde gram tereddüt yoktu. Ne kadar zor olursa olsun ebeveyn olmak istiyorlardı. Çocuklarından kopmayı tabi ki asla istemezlerdi ama bir gerçek vardı ki devlet yurtlarının şartları da kötü değildi. Çocuklara her türlü eğitim veriliyor, tüm sağlık ihtiyaçları karşılanıyordu. İlgilerine göre mesleki eğitimler veriliyor, günün çoğu kısmı oyun zamanı olarak geçiyordu. Tek sorun o kadar rahata alıştırıldıktan sonra çocukların bir anda gerçek, zorlu yaşama salınmalarıydı. En saçması ise devletin bu konuyu her şeyden çok önemsemesiydi. Bakınca yıllar baya ilerlemişti ama ne trafikte uçan arabalar vardı ne de hap şeklinde tüketilen yiyecekler. Tüm gelecek teorileri çökmüş, sadece bu çılgın nüfus kontrol sistemi ortaya çıkmıştı. Furkan, kararlı bir şekilde sözcülüğe atıldı:

-İstiyoruz, Ceyla'ya muhteşem bir yaşam sunacağız.

-Harika! O zaman lütfen sperm ve yumurta örneği sağlamak için beni takip edin.

Sekiz ay sonra o ufacık parmakları ilk gördüğünde Furkan'ın gözleri dolmuştu, eşi Asya ise çoktan hüngür hüngür ağlıyordu. Kızlarını kucaklamış gidiyorlardı ki tok bir ses onlara engel oldu, başka bir denetimciydi konuşan:

-Sayın yeni ailemiz, bilekliklerinizi unuttunuz.

-Şey neyden bahsediyorsunuz, bize öyle bir bilgi sağlanmadı.

Furkan, bu cümleyi biraz korkuyla, biraz sinirle kurmuştu.

-Önceki denetimci atlamış sanırım, insaniyet puanınızı takip edebilmek için sizlere birer bileklik iliştirmeliyiz, uyurken bile takmanız gerekmektedir.

Ne Asya ne Furkan bu durumdan hiç mi hiç hoşlanmamıştı. İkisi de gayet sıradan insanlardı ama devamlı takipte olmak kimsenin hoşuna gitmezdi. Furkan'ın beyninde bir anda şimşekler çakmıştı:

Seçimin seni bekliyor

"" seçeneğinin seni nereye götüreceğini görmek için uStory uygulamasından devam et. Hikâye orada seni bekliyor.

Bunları da sevebilirsin