
İnteraktif hikâye
Legnika
Gökçe Erol@gerty2003- Puan
- 5,0(3 değerlendirme)
- Okunma
- 6,6 bin
- Son
- 4
- Dil
- Türkçe
Yazarın kaleminden çıkmış, 4 sonlu dallanan bir hikâye.
Hikâye hakkında
Emekli amir Vahap Güçlü bir sabah 40 yıllık dostum Salih Kılıç'ın ölüm haberini alır. Ve yeğeni Hüseyin ile beraber akıl almaz bir yolculuğa çıkarlar...
Legnika
İlk sayfayı oku
Hikâye böyle başlıyor. İlk seçim senin.
17 Şubat 2013.
Köyümüzün babamdan kalma sinekli bakkalında yerel gazetenin yarım sayfalık günlük bulmacasını çözüyordum. Yanımda yeğenim Hüseyin de günlük havadisleri anteni uzun o eski radyomuzda dinliyordu. Her şey olurundaydı. 4 sene önce İstanbul Terörle Mücadele Bürosu'ndan emekli olmuştum. Kavga- gürültü- patırtı derken saçlarım ağarmış, ahir ömrümü köyümde geçirmeye ahdetmiştim. Şükür ki 4 senedir bahçeye ektiğim domates, biber, patlıcanla ve emekli maaşımla geçinip gidiyordum. Mesleğim gereği görmediğim hile hurda kalmamış, her türlü pisliği yakından görmüştüm. Bu benim psikolojimi alt üst etmişti. Bundan ötürü şöyle uzun bir süre dinlenmeye ihtiyacımı hissediyordum. Sağ olsun yeğenim Hüseyin de evlat yokluğunu aratmıyordu. Babası ne kadar okutmak istese de kendini köy işlerinde bulmuş, köyün tarlalarının üçte birini icar alıp ekiyordu tek başına. Öyle çalışkandır yani...
Hüseyin sabah 9 havadislerini dinledi. Ben de çengel bulmacayı tamamlayıp sayfayı çevirince şok oldum. Son sayfanın alt tarafında şu haberi görmüştüm:
"Meram kaymakamı Salih Kılıç, uğradığı silahlı saldırı sonrası hayatını kaybetti. "
Benim liseden sınıf arkadaşım; 90'lı yıllarda Ankara'da, 2000'li yıllarda İstanbul'da teröre beraberce karşı koyduğumuz, kök söktürdüğümüz o meşhur Salih Kılıç hayatını kaybetmişti. Ben 40 senelik dostumun vefat haberini alınca sandalyeye yığıldım. Nasıl olabilirdi bu nasıl? Şehrin ortasında adam vurmak mı kaldı kardeşim? Hangi yılda yaşıyoruz? Bu adamın hiç mi koruması falan yok? Bu adam senelerce üst düzey devlet görevleri yürütmedi mi? Nasıl olabilir nasıl?
Biraz kendimi kaybedip sesli düşününce herhalde yeğenim de sesini işitip sordu:
"Hayırdır dayı, bir şey mi var?"
"Yok canım, bir haber görünce biraz şaşırdım doğrusu. Neyse her şey olacağına varır zaten."
Derken bir anda bizim köyün o uzun yollarında bir toz bulutu kalktı. Son sürat bir siyah araba bizim bakkala yaklaşıyordu.
Normalde bizim dükkânın kapısı yola göre yan taraftadır. Ama buna rağmen sanki buraları çok iyi biliyormuşçasına hızlıca virajı alıp bizim kapının önüne durdu. Durum iyi gözükmüyordu. Benim eskiden kalma çok düşmanım vardı. Ve bu bende bazı olaylara karşı bir refleks geliştirmişti. Hele böyle sürpriz olaylara... Belimden yavaşça silahımı çıkardım. Emniyetini kaldırdım. Yeğenimi arkama alıp usulca cama baktığımda arabanın 42 numara siyah plakalı olduğunu ve içindekilerin de önü açık yeşil gömlek ve siyah pantolon giydiklerini gördüm. 42 Konya'nın plakasıydı. İçindekiler de muhtemelen korumalara filan benziyordu.
Biraz rahatlatmıştı gördüklerim. Ağır ağır dükkâna geliyorlardı sağa sola bakarak. Elimdeki silahı Hüseyin'e verip kimsenin bilmediği dükkânın izbesindeki arka kapıdan çıkıp ağaçlık alana gitmesini istedim. Oradan bütün köy her şeyiyle ortadaydı. Ve benden haber beklemesini istedim. Onlar gelmeden Hüseyin fırlayıp gitti.
Adamlar geldiler, raflara gözlerini süzercesine baktıktan sonra bana sordular:
"Eski komiser Vahap Güçlü siz misiniz?"
"Evet benim buyurun."
"Biz vefat eden Salih Kılıç'ın korumalarıyız. Size vefat etmeden önce bu notu iletmemizi istemişti. Maalesef ömrü yetmedi."
"Müsaade ederseniz birkaç bir şey soracaktım."
"Biz sadece bunu size teslim etmek için geldik. Size yardımcı olamayacağız. İyi günler dileriz."
Elime kâğıdı tutuşturup geldikleri yoldan hızlıca yine tozu toprağa katarak gittiler. Olaylar çok hızlı gelişmişti. Ve bunlara anlam verememiştim. Gazetede gece 3'te vefat ettiği yazıyordu. Meram'dan bizim köy neredeyse 4 saat vardı. Saat şimdi 9.30'du. Yani vefat eder etmez arabaya atlayıp köydeki dükkanıma kadar gelip verdikleri bir nottu bu elimdeki. Tabiri caizse hayat memat meselesi olması gerekti. Başka da bir izahı olamazdı. Beynimi kurtlar kemiriyordu, acılı bir haberin ardından bu elimdeki mesaj bir şeyler ifade ediyor olmalıydı.
Merak edip bana verdikleri bu garip mektubu incelemeye başladım.













